"Yükseköğretimin Dönüşümü ve Geleceği" Panelini gerçekleştirdik.


| |

Eğitimciler Birliği Sendikası İstanbul 9 nolu şube tarafından düzenlenen, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Üniversite Yöneticileri Derneği, Genç Memur-Sen ve Akademik Düşünce Eğitim Medeniyet Topluluğu’nun katkı sundukları program 18.04.2018 tarihinde Medeniyet Üniversitesinde gerçekleştirildi.

Medeniyet Üniversitesi’nin ev sahipliğinde ve Rektörü Prof.Dr. İhsan Karaman’ın moderatörlüğünde, katılımcılar İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mehmet Karaca, Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Recep Öztürk ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekilimiz Latif Selvi’nin sunumları ile Türkiye’de Yükseköğretimin sorunları, gelenekten geleceğe sağlıklı bir köprü kurmanın, hızla gelişen teknolojik araçlara sağlıklı bir adaptasyonuna ilişkin etraflıca değerlendirmelerde bulunuldu.

İlk konuşmacı İtü rektörü Mehmet karaca konuşmasında öncelikle, Üniversitelerin tarihi gelişimi hakkında bilgi verdi. 3. Nesil Üniversitede bilimde hakim dilin İngilizce haline geldiğini, üniversite yöneticilerinin önceleri hoca, sonra yarı hoca yarı yönetici, şimdi profesyonel yönetici haline geldiğini anlattı. 4. Nesil üniversitelerinde inovasyonun öneminden bahsetti. Amerika’da silikon vadisi ve Stanford Üniversitesi örneğini verdi, ancak bu sistemin kopyalanamaz olduğunu her ülkenin kendi konjonktürel değerleriyle kendi sistemini üretmesi gerektiğini İTÜ örneğini detaylandırarak anlattı. Sunumunun geneli teknolojik gelişmelere üniversitelerin mutlaka adapte olması gerektiği konusunda idi.

Recep Öztürk, zamanın getirdiği değişime üniversitelerin ayak uydurmasının güçlüğünden bahsederek konuşmasına başladı. 2030 da üniversite nasıl bir yer olabileceği hakkında tahayyülümüzün zorlanacağını, bugünkü sistem bittiğini yalnızca bilginin artık mutlak bir değeri kalmadığını Tıp eğitimi örneği üzerinden anlattı. Yeni sistemin insan emeğini ve değerini ardıllayan bir konuma gelmemesi, bilgeliğin ve değerler sisteminin önemli olduğunu, bunu medeniyetimizin geçmişte başardığını, bugünde başaracak donanıma sahip olduğumuzu belirtti.

Başkan Vekilimiz Latif Selvi, şu anki yükseköğretimin durumu nedir, neler yapılabilir istatistiki veriler ile karşılaştırmalar yaparak konuşmasına başladı. Gerek OECD ve Avrupa ülkeleri gibi farklı coğrafyalar ile karşılaştırmalar; gerek 80’ler 90’lar günümüz gibi karşılaştırmalar yaparak analizler yaptı. Ülkemizde 1980 lerde 19 Üniversite varken 2000’lerde her ile bir üniversitenin söz konusu olduğunu, bu kadar çok üniversitenin gereğinin ve niteliğinin sorgulanması gerektiğini belirtti. Gelişmiş ülkelerde 1 milyon nüfusa 10 yükseköğretim kurumu düşerken bizde 2.1 düştüğünü, bunun da aslında niceliğin sanıldığı kadar çok olmadığını göstermekte olduğunu belirtti. Ama İTÜ örneğinde olduğu gibi sadece elit üniversiteleri baz alarak yapılacak değerlendirmelerin bizi hataya düşüreceğini, bütün illerimizdeki üniversitelerin, bulunduğu illerin yerel paydaşlarıyla da iletişimde olarak katma değer üretmesi ve elit üniversitelerimiz düzeyine çıkacak çalışmaları sürdürmesinin elzem olduğunu anlattı.

Ayrıca üniversite eğitiminin tek amacının sadece bilimle uğraşmak olmadığı, aynı zamanda meslek kazandıran ve bu mesleğiyle hayatını idame ettirebilen mutlu bireyler oluşturmak olduğunun altını çizdi. Herkes yükseköğretim okumalı mıdır sorusunun cevabının bu reel duruma bakılarak çok net görülebileceğini, insanların aldığı ücretin eğitimi ile değiştiğini, bu yüzden eğer okuyabiliyorsa herkesin yükseköğretim okuması ve bunun teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Ülkemizdeki İstihdam edilme oranları olarak orta okul mezunlarının %50 Lise mezunlarının % 60 Üniversite mezunlarının %70inin şans bulduğunu belirtti.

Latif Selvi’nin değindiği bazı konular ve yaptığı tespitler ise kısa kısa şöyleydi:

İstatistiksel olarak Kadınların okuması da, başarısı da erkeklere nazaran artıyor.

Türkiye’de 6000 doktora yapan kişi var. Bu sayı ABD de 65 bin.

İhracat hedeflerine ulaşmak için yetişmiş katma değeri yüksek eleman lazım. 

Bina yatırımı kafi değil, öğrenciye yatırım lazım.

Ülkemizde bir hocaya düşen öğrenci 30-40, ama gelişmiş Ülkelerde ortalama 17 öğrenci. 

Sadece ders anlatan hoca değil araştırma yapan hoca olması lazım.

Sadece yabancı öğrenci değil yabancı araştırmacı da lazım.

Üniversitelerde devlet hakim, STK ile ilişkiler zayıf, sanayi ile zayıf. Kendi finansmanını sağlamalı. 

Özgürlük te gerekli acaba beni kabul ederler mi diye düşünmemeli Hocalar? 

Liyakate göre ilerleme olması gerekiyor. Ama maalesef böyle değil.

Sadece bazı elit Üniversitelerin yükselmesi bizim  topluca yükselmemizi sağlamaz. 

Denetim olmazsa kurumlar bilim yerine menfaat elde edilen yer olur.

450 bin atanamayan öğretmen var. Planlama yapmamız lazım. İstihdam şansı bulmayan bölümlere kontenjan açmak ne kadar sağlıklı?

Yükseköğretim de %  55 açıköğretim %25 ikinci öğretim. Gerisi örgün. Açı ve uzaktan öğretim elbette olmalı ancak bu oranlar iç açıcı değil. Hâlbuki yükseköğretimin merkezinde örgün öğretim olmalıdır.

Yapay zekâ ve teknolojik gelişmeler istihdamı azaltmaz. İşin şekli değişir ama yeni iş alanları ortaya çıkar. Onun için karamsar olmaya gerek yoktur ve bu değişim mutlaka gerçekleştirilmelidir.

Değerler eğitimi mutlaka olması gerekendir, bundan korkanlar bunun içeriğinin sadece din eğitimden ibaret olduğunu sanıp önyargılı ve ideolojik yaklaşan bir kesimdir. Hâlbuki bu eğitim evrensel insani ahlaki değerleri kapsayan bir olgudur ve kuru bilgi donanımına sahip olup bu değerlere sahip olmayan bireylerin dünyayı sürükleyeceği yer felakettir.

Sunumların sonunda Moderatör İhsan karaman’a ulaşan yazılı sorulara panelistlerin cevaplarına geçildi. Daha sonra Medeniyet Üniversitesi Rektörü katılımcılara birer plaket takdim etti. 

Eğitimciler Birliği Sendikası da Başkan vekili Latif Selvi,İstanbul 9 Nolu Şube Başkanı Prof. Dr. İlyas Yavuz ve Medeniyet Üniversitesi Temsilcisi Sayın Dr. Fatih Yiğit aracılığıyla birer plaket takdim etti.

Panelin bitiminde hep birlikte ağaç dikim etkinliğine katılım yapıldı.

 

Küfür, Hakaret ve Rencide Edici Yorumlar Yayınlanmayacaktır.

Top